BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
DENİZ GÖKÇE

2008 YILI MERKEZ BANKASI PARA, KUR VE FAİZ POLİTİKALARI!

Merkez Bankası, 18 Aralık günü, Ankara’da 2008 yılı için para ve kur politikası konusunda bir brifing verdi. Özetle aşağıdaki noktalar vurgulanıyor.

“2007 yılının ilk üç çeyreğinde enflasyon, önceden belirlenen belirsizlik aralığının içinde kalmış, ancak yılın son çeyreğinde gıda fiyatlarında kuraklık ve küresel konjonktürden kaynaklanan fiyat artışları ve yönlendirilen ve yönetilen fiyatlardaki ayarlamalar nedeni ile (enerji fiyatları ve vergi) belirsizlik aralığının dışına çıkmıştır. Enerji, gıda ve yönetilen/yönlendirilen fiyatların dışındaki temel enflasyon eğilimindeki olumlu görüntü nedeniyle faiz indirimleri süreci başlamıştır. Ancak beklentiler, orta vadeli hedef olan yüzde 4 düzeyinin üstünde seyretmektedir. Bu da mücadelede alınacak mesafe olduğuna işaret etmektedir. 2008, 2009 ve 2010 enflasyon hedefleri de yüzde 4 olarak belirlenmiştir.

TÜFE, geniş kapsamlı bir endekstir. Özel kapsamlı göstergeler, mesela enerji fiyatlarını dışlayan bir endeks veya özel tüketim vergisindeki bir defalık hareketi dışlayan bir endeks, Merkez Bankası’nın parasal politikalarının hangi fiyat hareketleri karşısında ne ölçüde başarılı olduğunu gösterir.
Enflasyon hedefi, TÜFE gibi geniş kapsamlı bir gösterge üzerinden tanımlanmıştır. Bu endekste, para politikasının etki alanı dışındaki birçok faktör ve döviz kurundaki kısa vadeli hareketler de etki yapmakta ve dalgalanmalara neden olmaktadır. Bu nedenle 2008 yılı için hedefle uyumlu patika ve belirsizlik aralığı grafikteki gibi belirlenmiştir.

Merkez Bankası, enflasyonda öngörülen gelişmeler için maliye politikası konusunda da bazı varsayımlar yapmak zorundadır. Çünkü toplam talebin önemli bir kısım kamu harcamalarıdır. Mali disiplinin kalitesi ve maliye politikalarının öngörülebilirliğini artıracak yapısal düzenlemeler çok önemlidir.
Türkiye’de uzun zamandır, 2001 sonrasındaki süreç çerçevesinde faizler sadece aşağıya doğru gittiğinden, para politikasının aktarım mekanizmasının doğru değerlendirilmesi güçtür. Ancak 2006 yılından sonraki para politikasındaki sıkılaştırma deneyiminde görülen para politikasının ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi kabaca bir yıl, enflasyon üzerindeki etkisiyse kabaca iki yıl sürmektedir. Son bir buçuk yıl para politikasının içinde para politikasının özel kesim talebi ve enflasyon üzerindeki etkisi ve enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınabildiği açıkça görülmüştür. Para politikası, en çok dayanıklı tüketim malı ve hizmet sektörü fiyatlarında etkili olmuştur.

Sonuçta, TÜFE’nin yarısının enerji, gıda ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlardan oluşmasına rağmen para politikası diğer kalemler aracılığıyla etkili olmaktadır.
Para politikasının temel aracı kısa vadeli faizlerdir. Ancak kamuoyu bilgilendirilerek, beklentiler kanalıyla orta vadeli faizler etkilenmeye çalışılmaktadır. Enflasyon raporlarında belirtilen politika, o an içinde mevcut bilgilere dayanmaktadır ve her yeni veri Merkez Bankası’nın orta ve uzun vadeli duruşunu değiştirir. Para politikası duruşunun güncellenmesi bir istisna değil, bir normdur.

Merkez Bankası, enflasyon hedeflemesine ve dalgalı döviz kuru politikasına devam edecektir. 2002 yılından bu yana ilan edildiği gibi döviz kuru ne bir hedef ne de bir politika aracıdır. Döviz kuru, piyasadaki arz ve talep tarafından belirlenir. Ancak bizim gibi ülkeler güçlü döviz rezervi sahibi olmak zorundadır. Çünkü dış şoklara dayanıklılık ve Hazine dış borç ödemelerinin gerçekleştirilebilmesi ve Merkez Bankası’nca taşınan işçi-döviz mevduat hesaplarının uzun vadede azaltılması, rezerv biriktirme gereksinmesi oluşturmaktadır. Merkez Bankası, 2002-2007 arasında bu güne kadar ihaleler ve müdahaleler toplamı olarak, tam 54,2 milyar dolar döviz almıştır. Bu döviz alımlarının sonucu olarak artan likidite fazlasını, Bankalararası Para Piyasası’nda depo işlemleri ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda repo ve ters repo pazarında repo işlemleriyle, gecelik vadede piyasadan çeker. Bu likidite fazlasının artması üzerine, temmuz ayından itibaren de likidite senetleri ihracına başlanmıştır. Bu ortamda gecelik piyasa faiz oranları, Merkez Bankası’nın borçlanma faizi düzeyinde oluşmakta ve Merkez Bankası borçlanma faiz oranı para piyasaları için gösterge veya referans faiz olmaktadır. Eğer piyasada kalıcı likidite açığı oluşursa da piyasalarda referans alınan faizler, Merkez Bankası’nın borçlanma faizi değil temel fonlama aracı olan repo faizleri olacaktır. Böylece, likiditenin sıkışması halinde piyasalarda referans alınan faiz oranı değişmiş olacaktır. Bu durumda da Merkez Bankası, borçlanma ve borç verme oranlarını, gecelik faizler üzerindeki baskıyı düşürecek şekilde tamamen teknik bir düzenleme olarak düşürebilecektir. Bu çerçevede alınacak bazı önlemler de açıklanmaktadır.”

Özetle; Merkez Bankası’nın para politikası, kur ve faiz yaklaşımında önemli bir değişiklik yok ve sadece bazı teknik konular açıklığa kavuşturulmuş ve para piyasası ajanlarına bilgi verilmiş, yeni hedefler de açıklanmış oluyor.
Tekrar edelim, kur politikası değişmeyecektir!


2008 Yılı Hedefle Uyumlu Patika ve Belirsizlik Aralığı (yüzde)

                                         Mart     Haziran     Eylül     Aralık
Belirsizlik aralığı üst sınırı      9,1        8,5          8,3        6
Hedefle uyumlu patika          7,1        6,5          6,3        4
Belirsizlik aralığı alt sınırı      5,1        4,5          4,3        2

DENİZ GÖKÇE

EKONOMİST

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09