BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
S. TOLGA YÜCEL

DALGALANDIM DA DURULDUM

Dünya küreselleştikçe küçülüyor, küçüldükçe küreselleşiyor. Birbirine bağlı noktaların arasındaki iletişim bazen öyle boyutlara ulaşıyor ki, kendi halinde yaşayan bir borsadan çıkış yapan bir yabancı fonun bıraktığı hasar, ülkemizdeki döviz kurunun değişmesine yol açabiliyor. Ekonomiler etkileniyor ve irili ufaklı dalgalanmalar birbirini tetikler hale geliyor.

“Kırılgan” sözcüğü, bu dalgalanmaların varlığını kabul edip, “hazırlıksızız” ya da “derinliğimiz yok” anlamında ekonomi için kullanılmaya bu sebeplerden başlandı. Yani iç dengelere baktığınızda, makroekonomik veriler gelişme kaydederken, küresel etkilere karşı bir piyasa derinliği ve sermaye birikimi oluşturamadığımızdan ekonomimiz “kırılgan” diyoruz.

Son yıllarda “gelişen piyasalar, küresel anlamda yaşanan para bolluğu sayesinde yatırım için cazip piyasalar haline geldi, ama ya bu süreç darboğaza girerse ne gibi arazları olur?” diye sormaya başladık. Petrol fiyatların artması ile Rusya ve Arap ülkelerinde biriken sermaye, Japonya’nın sıfır enflasyondan dolayı uzun yıllardır arttırmadığı faiz oranları ile dünyada dolaşan fonlar için ucuz finansman kaynağı yaratması, ABD’nin ihracata dayalı kur politikası neticesinde gelişen piyasalar yüksek faiz oranları ve riskin getirdiği yüksek kazançlarla cazibe merkezi haline geldi.

“Sıcak para” dediğimiz bu fonlar, yukarıdaki sebeplerle bir piyasaya giriyor; bazen piyasanın kendi sebeplerinden, bazen de dünyadaki küresel şartlardan dolayı girdiği gibi o piyasalardan çıkıyor. Eğer derinliğiniz yoksa ve ekonomi yapınız hazırlıksızsa bu sebeplere bağlı olan dalgalanmalar sonrasında belli ölçeklerde sarsıntılar yaşıyorsunuz.

Tabii, bundan on yıl önce yaşanan Uzakdoğu krizinin yayılmasıyla, bugün arasında çok farklar var. Gelişen piyasalar kamu borçlarını azaltıp, gerekli mali disiplini sağladıkça, dünyaya entegre olmaya başladılar. Bu sayede dünya üzerindeki riskler biraz azaldı, ama finansal mecra gelişmiş oldu. Tabii bu süreçte yatırım mantığı şu hale geldi; “düşük faizli ülkenin para biriminden borçlan, yüksek olana yatır” (carry trade)...
Bu sayede kredi ve para piyasaları genişledi. Bu tip işlemler artmaya başladı. Tabii doğal olarak, bu işlemlerden elde edilecek olan getiriyi yükseltmeye dönük fonların sayıları da artmaya başladı. Adlarına “hedge fon” denilen, kendi malvarlıklarının dışında, sahip olmadıkları malvarlıklarını borçlanarak ve bununla yatırım yaparak, “katlanmış getiriler”i hedefleyen bu fonlar kuruldu ve tüm bu gelişmeler küresel mali piyasalardaki likidite arttı diye yorumlandı.

“Hedge” fonların sayısı 10 binleri bulurken, bu fonlarda yönetilen parasal varlıkların değerinin 1,2 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. İlk 20 içinde yer alan ABD'de kurulu “hedge” fonların kontrol ettiği miktar 386 milyar dolar. Birinci sırada yer alan en büyük “hedge” fon tek basına 34 milyar doları kontrol ediyor. Bilgiye erişim ve iletişim teknolojileri sayesinde, belli risk kriterleri dahilinde bu fonların gitmediği ülke, işlem yapmadıkları ürün kalmadı gibi bir şey.

Bu fonlar, varlıklarının birkaç katı işlemi “kaldıraçlı” portföyleriyle yaptıkça, bir piyasaya girdiklerinde ve çıktıklarında yarattıkları dalgalanma sert sonuçlara yol açabiliyor.
Geçen mayıs ayında, ya da geçen aylarda yaşanan dalgalanmaların başlıca nedeni yukarıda anlattığımız küresel mali piyasalar... Bir yıl öncesine kadar gelişen piyasalar için bahar havası olan bu yapı, yavaş yavaş dalgalanmalara yol açabilecek bir hale bürünüyor.

Her ne olursa olsun, bu etkilerden uzaklaşabilmek için makroekonomik verilerin ihracata, üretime ve kalkınmaya dayalı olması lazım. Yüksek faiz ve düşük kur politikası ile ortaya çıkan tablonun dış etkenlere bağlı olması kadar doğal bir şey yoktur. Önemli olan, bu avantajı kademeli olarak istihdama ve kalkınmaya odaklı bir sürece çevirebilmektir.

Önemli olan, söz ve müziğini Rüştü Demirci’nin yazdığı ve Müzeyyen Senar’ın da nağmeli nağmeli okuduğu gibi olmak belki de; “Dalgalandım da duruldum...”

S. TOLGA YÜCEL

BTSO GENEL SEKRETERİ

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09