BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
BAŞYAZI

OKYANUSUN KURALI...

Yılının daha ilk üç ayını geride bırakmadan, Çin'deki dalgalanma, kısa da sürse, Türkiye ve diğer küresel piyasalara etki etti. Domino etkisi deniyor; dünyanın bir ucundaki bir krizin etkisi neredeyse tüm dünyayı az ya da çok etkisi altına aldı... Eğer, globalizmi kabul ediyor ve gelecek görüyorsanız, bunu da kabul etmelisiniz.
 
Elbette, bu tür dalgalanmaların olumsuz etkileri oluyor. En çok da ekonomi çevreleri ve siyasi çevrelere... Psikolojik olarak etkilenseler de,  bu kaçınılmaz... Yıllarca kapalı ekonomiden yakındık ve ülkemizi dışa açacağız diye çabaladık durduk. Bunun avantajları olduğu kadar elbette dezavantajları da olacaktır. Bu küçük bir derede yüzmekten farklıdır. Okyanusa açılıyorsunuz çünkü... Kendinizi risklere, tüm tehlikelere bilerek ve isteyerek açmış oluyorsunuz.

Halk arasında “hem 25 kuruşa, hem şoför mahalli” diye çok bilinen bir deyim vardır. Açık sularda işte bu kural geçerli değildir, ne yazık ki... Nimetlerinden yararlandığınız kadar ceremesini de çekmeyi, göğüslemeyi bilmelisiniz... Küresel ekonominin kuralı budur.
Ancak bu anlayış, “gelsin krizler” şeklinde bir Don Kişot gösterisi olarak algılanmamalıdır. Burada kastettiğimiz; sonuç olarak engelleyemiyorsak, yaşanacak her türlü dalgalanmaların ekonomi üzerindeki etkilerinin sınırlı olması, kalıcı ve kötü sonuçlara gitmemesidir.

Kabul edelim ki, çeşitli ekonomik göstergelere bakarak, bugün Türkiye ekonomisinin 4-5 sene öncesine kıyasla çok daha sağlam bir yapıya kavuştuğu söylenebilir. Bir ekonominin bu şekilde korunaklı bir yapısının olması, iş dünyasının ve özellikle de üretim kesiminin en temel beklentisidir. Ve tabii ki kurulan düzenlerin, uygulanan politikaların sürdürülebilirliği de bu temel beklentinin olmazsa olmazıdır.

Ama yine şunu da kabul etmek zorundayız ki, ekonominiz korunaklı hale geldi diye rahatlayamaz ve üstelik dünyada yaşanan krizleri kulak arkası edemeyiz. Çünkü ekonomide dengelerin kırılganlığı üzerine sayısız deneyim yaşanmıştır. Ve ekonominizi açık hale getirme tercihi, biraz önce sözünü ettiğimiz gibi, avantajları da dezavantajları da beraber sunabiliyor. Öyle ki, özellikle borsaların yabancı yatırımcılara açık olması dolayısıyla, ekonominin aktörlerinin daha da uyanık olması zorunlu hale geliyor.

İster ekonominiz çok güçlü ve dirençli olsun, ister kırılgan ve dayanıksız, hiç fark etmiyor. Dünya vatandaşı olarak, sizden çok uzak bir coğrafyadaki en ufak bir hareketi hissediyorsunuz. Bu hissin olumlu veya olumsuz olması noktasında, devreye ekonominizin dayanıklılığı giriyor. Dolayısıyla bir Çinli ile Amerikalının ve İsveçli ile Türkün krizi algılayışı da çok farklı oluyor. Belki kimi ülkenin vatandaşı dünyadan bir ekonomik krizin geçtiğini sadece gazetelerden öğreniyor, bazısı daha haber olmadan bunu derinden hissediyor.

Geçmiş krizleri düşünürsek; önce iş dünyasının feryatları yükselirdi, ekonomik göstergeler kriz patlamadan S.O.S vermeye başlardı. Ve kriz patladıktan sonra da ekonomi, üzerinden silindir geçmişe dönerdi. Her şey sil baştan hale gelirdi. Şimdi de büyük ya da küçük global krizler yaşanıyor ve yaşanacak. Fark nerede derseniz, ülkemizin global dünyadaki yerini artık daha iyi algıladık ve daha da önemlisi ekonomimiz eski kırılganlığından kurtulmuşa benziyor.

Yani, yıllardır bizlere okul sıralarında öğretilen “Türkiye’nin stratejik öneme sahip bir bölge olmasının” ekonomiye yansımasını, küresel aktör olmanın ne demek olduğunu, toplumsal hafıza yeni kabullendiği için ve tabii ki, siyasi erk de ekonomiyi iyi yönettiği zaman, küresel krizin yıkıcı, tahrip edici etkilerinden korunmanız çok daha kolay oluyor.

CELAL SÖNMEZ

BTSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09