BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
MEHMET UĞUR CİVELEK

KORKU VE ÖFKENİN FİNALİ

Aylar ayları, yıllar yılları kovaladı. Türkiye’yi yönlendirenlerle sorunları iyice ağırlaşan geniş kesimlerin hesaplaşma vakti yaklaştı. Üstelik, genel seçimler öncesindeki bu son senenin çok ciddi belirsizlikleri bünyesinde taşıdığı da çok iyi biliniyor. Geride kalan dört yıllık dönemde Türk lirası önemli ölçüde değerlendi, enflasyon  ve faizler geriledi, varlık değerlerinin yükselmesiyle birlikte  gerek mali sektör gerekse kamu kısmen rahatladı. Ancak bu süreçte ortaya çıkan olumsuzluklar başta üreten kesimler olmak üzere seçmenlerin büyük bir çoğunluğunu perişan etti, güvensizlik büyüdü ve kırılganlık önemli ölçüde arttı. Gizlenen korkularla yüzleşme zamanı geldi. Kur riskine ilişkin uyarılar da belirgin bir şekilde artmaya başladı.

Evet son dört yıla baktığımızda görünen gerçekler oldukça net: Eğer Türk Lirası bugünkü kadar aşırı değerli hale gelmeseydi bazı kesimlerin kazanım olarak tanımladıkları eğilimler yaşanmayacaktı; Diğer taraftan başta üretenler olmak üzere geniş kesimlerin sorunları da bu kadar dayanılmaz hale gelmeyecekti. Bugün ise Türk Lirası’nın değer kaybetmesi durumunda tüm kazanımların yitirileceği, fakat geniş kesimlerin yaşadığı sorunların da pek hafiflemeyeceği biliniyor. Zira başarı şansı olmayan bir programda ısrar edilmesinin maliyeti kabusa dönüşüyor. Türk Lirası’nın değerlenmesinden yararlananlar, kazanımlarını korumak adına geniş kesimleri uyarıyor: “Fazla sızlanıp beklentileri bozmayın, yoksa altında kalırsınız!”

Evet,Bankacılık düzenleme Denetleme Kurumu’nun hesabına göre reel kesimin 45 milyar dolar düzeyinde net döviz borcu varmış. Merkez Bankası’na göre ise bireylerin taşıdığı dövize endeksli borç 1,5 milyar dolar iken, reel kesimin kur riski 43 milyar dolar imiş... Söz konusu kişi ve kurumların taşıdıkları bu risk nedeniyle dikkatli olması gerekiyor! Bazı köşe yazarlarının da desteklediği koro üretenleri uyarıyor: Türk Lirası çok aşırı değerli diye ağlamayın...

Bu şekilde üreten kesimleri tehdit ederek, kazanımlarını koruyabileceklerini sananlar çok yanılıyor; Yavuz hırsız misali ev sahibini kovmaya veya yıldırmaya çalışıyor, kendi yaptıklarını unutturabileceklerini sanıyorlar. Belli ki korkuları nedeniyle akıllarını kullanamayacak hale gelmişler ve herkesi de kendileri gibi sanıyorlar...
Olumsuzluğa katlananların sanki kaybedecek bir şeyleri kalmış gibi mevcut durumlarına şükretmeleri gerektiğini telkin ediyorlar...

Böyle düşünmelerinin sebebi basit: Acaba Hazine’nin, yabancı yatırımcıların ve bankaların taşıdığı kur riski hangi boyutta? Söyleyelim, toplamı 150 milyar doların üzerinde... Toplam kur riski ise ülkenin rekabet gücü çöktüğü ve cari açığı büyüdüğü sürece artıyor. Türk Lirası cinsi yüksek faizlerin bilançolar üzerindeki olumsuz etkisini hızlandırıyor. Üreten kesimlerin taşıdığı riskin, 2006 yılı genelinde 28 milyar  dolardan 44 milyar dolar seviyesine sıçraması bir tesadüf değil. Diğer kesimlerin riskindeki artış çok daha büyük. Ayrıca üreten kesimlerin taşıdığı risk düzeyini azaltması mümkün, ancak diğeri için aynı durum pek mümkün olamıyor.

Evet Türk Lirası değerlendikçe sorunlar ağırlaştı. Malum kesimlerin bilançoları iyileştikçe korkuları büyüdü, üretenler ise  borç batağına gömüldükçe öfke kontrolsüz bir şekilde arttı. Bu aşamada sormak gerekiyor, öfke ile korku karşı karşıya gelirse sonuçta akıl ve sağduyunun kazanması mümkün müdür? Sürdürülemez eğilimler söz konusu ise ve sorunlar ağırlaşıyor ise sonuç bellidir: Akıl ve sağduyu geri dönmemek üzere kaybedilmiştir. Uzun süredir devam eden öfke ile korkunun maçında kural yoktu ve bundan sonra da olmayacak, seçim tarihi yaklaştıkça gerginlik artacak. Bu saatten sonra karşı tarafı tehdit ederek gerginliği azaltmak pek mümkün görünmüyor. Zira tehdidi yapanlar cari açığı azaltmak, toplam kur riskini aşağı çekmek adına herhangi bir şey yapmayı düşünmüyor; 2007 mali yılı bütçe tasarısına ilişkin büyüklük ve hedefler bu gerçeği itiraf ediyor.

Evet, bindik bir alamete, gidiyoruz...

MEHMET UĞUR CİVELEK

EKONOMİST

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09