BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
KAPAK: İNOVASYON SÖYLEŞİLER

HERKESİN İNOVASYON YAPMASI KAÇINILMAZ

Türkiye’deki kitap okuma alışkanlığı malumunuz. Her geçen yıl bu oran artmakla birlikte iş dünyasına yönelik bir kitap, sizce ne kadar basılabilir? Hadi Arman Hoca’yı ayrı tutalım, bir duayen çünkü. Peki Şirin Elçi ismini biliyor musunuz? Kendisi, ilk baskısı 20 bin olan ve ikinci baskısı da geçtiğimiz aylül ayında yapılan “İnovasyon: Kalkınma ve Rekabetin Anahtarı” isimli kitabın yazarı. Halen bu konuda birçok çalışması/projesi bulunan Şirin Elçi’yi, ancak bilgisayarının başında, e-posta maharetiyle yakalayabildik ve inovasyonu sorduk.

İnovasyon, henüz konuşulmaya başlanan, bizler için yeni bir kavram. İnovasyon, tam olarak neyi ifade eder, nasıl bir süreçtir?

İnovasyon, ekonomik ve toplumsal değer yaratmak için ürünlerde, hizmetlerde ve iş yapış yöntemlerinde yapılan değişiklik, farklılık ve yenililiklerdir. En geniş anlamıyla bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçler bütünüdür. Firmalar için inovasyon, verimliliği ve kârlılığı artırdığından, yeni pazarlara girilmesini ve mevcut pazarın büyütülmesini sağladığından çok önemli bir rekabet aracıdır. Verimli, kârlı ve rekabet gücü yüksek firmaların faaliyet gösterdiği ekonomiler kalkınır, gelişir ve küresel ölçekte rekabet avantajı kazanır. Dolayısıyla, ülkeler için inovasyon, istihdam artışını, sürdürülebilir büyümeyi, toplumsal refahı ve yaşam kalitesini artırmak anlamına gelir.

İnovasyonun bir rekabet aracı olduğunu söylüyorsunuz? Basit olarak, bu nasıl gerçekleşebilir?

Günümüzde, rekabet avantajının belirleyicisi yalnızca maliyetler değildir. Pazarın ihtiyaçlarına yanıt verme hızı, ürün ömürlerindeki kısalmalar, ürün ve hizmet kalitesi, tasarım, yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi, müşteri isteklerine göre ürün ve hizmet üretimi, yeni yönetim ve organizasyon modelleri gibi pek çok faktör de işin içindedir ve maliyetlerden çok daha önemli konumdadırlar. Tüm bu etkenler de inovasyon yapmayı gerektirir. Sektörü ve büyüklüğü ne olursa olsun tüm firmaların inovasyon yapması kaçınılmazdır. Örneğin bir tekstil firması yıkandığında buruşmayan bir kumaş geliştirebilir, bir restoran bilgisayar kontrollü sipariş ve faturalama sistemine geçebilir, bir seyahat acentesi çevrimiçi (online) rezervasyon ve bilgi servisi ile müşterilerine hizmet vermeye başlayabilir. Bir ürünün teslim süresini kısaltmak veya bir hizmetin sunuş kalitesini artırmak için kalite standartları uygulamaya başlamak, tam zamanında üretim tekniklerini kullanarak üretim sistemini yeniden yapılandırmak ya da bir ürünün ambalajını daha kolay açılır kapanır hale getirmek de birer inovasyondur.

Yani inovasyon, büyük şirketler için olduğu kadar KOBİ'ler için de uygulanabilir değil mi?

Elbette. KOBİ’ler için de ayakta kalmanın, mevcut pazar payını korumanın, yeni pazarlara açılmanın yolu inovasyondan geçer. İnovasyona dayalı KOBİ’ler, bir ülkenin gelişmesinde büyük rol oynar. Amerikan ekonomisinde her yıl yeni istihdam olanaklarının yaklaşık yüzde 80’ini bu tür işletmelerin yarattığını biliyoruz. İnovasyona dayalı kalkınma yolunda önemli mesafe kat etmiş ülkelerden biri olan Tayvan’ın ekonomisinde KOBİ’ler çok güçlü bir yere sahiptir. İnovasyon odaklı çalışan bu KOBİ’ler, 1998’deki Asya krizinde bile rekabet güçlerini kaybetmeden çıktı. Bu da bize inovasyon odaklı büyüme stratejisinin sağlamlığını gösterir.

“İnovasyon: Kalkınma ve Rekabetin Anahtarı” isimli kitabınıza gösterilen ilginin nedenini neye bağlıyorsunuz?

“İnovasyon: Kalkınmanın ve Rekabetin Anahtarı” adlı kitabımı Mart 2006’da çıkardık. Amacım, Türkiye için çok önemli olan bu kavramı, somut örneklerle herkesin anlayacağı şekilde anlatmak ve gündeme taşımaktı. Türkiye’de ilk defa firma düzeyinde inovasyonu anlatan yayın olarak açtığım www.focusinnovation.net sitesine olan ilgi de bu tür bir kitaba büyük ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyordu. İnovasyon konusunda 10 yılı aşkın bir süredir devam eden çalışmalarımın ve aktif olarak yürüttüğüm farkındalık yaratma çabalarının bir parçası olan bu kitap, okuyuculardan büyük ilgi gördü. Altı ay içinde 20 bin kitap basıldı ve her kesimden okuyucu tarafından talep edildi ve okundu. Kitabın gördüğü talepte, rekabet baskısının gittikçe artmasıyla konunun öneminin anlaşılmaya başlanmasının etkisi büyük. Yeni baskı için görüşlerini aldığımız önde gelen isimlerin birleştikleri bir nokta da kitabın bu karmaşık konuyu herkesin anlayacağı şekilde anlatıyor olması. Sanırım ilginin bir nedeni de bu.

Türkiye'nin kültürel ve teknolojik altyapısı inovasyon çalışmalarına uygun mudur? Bu kadar çok sözü edilen ve büyük önem atfedilen bir kavram hakkında, Türkiye'nin ulusal bir stratejisi var mı?

Türkiye’de inovasyon stratejisi 90’ların ortasından bu yana bilim ve teknoloji stratejileriyle iç içe ele alındı. Ancak, inovasyonu tüm politika alanlarıyla entegre eden bir ulusal stratejiye ve bölgesel stratejilere ihtiyaç büyük. Nedenine gelince... Türkiye’de inovasyon konuşulmaya başlandı ama uygulamaya baktığımızda hâlâ pek çok ülkenin oldukça gerisindeyiz. Hem ülkemizin hem de şirketlerimizin inovasyon performansı olması gerekenin altında. Öncelikle toplumun tüm kesimlerinde inovasyon farkındalığın tam olarak yaratılması gerek ki bu henüz sağlanmış değil. Bu konuda kararlılıkla çalışmak için toplumsal bir mutabakat da şart. Sonuçta, diğer tüm ülkeler gibi Türkiye’nin de kalkınması ve refah düzeyinin artması inovasyonla mümkün olacak.

“Eski Köye Yeni Adet Getirin” isimli bir projeniz var. Bu slogan ile anlatmak istediğiniz nedir?

“Eski Köye Yeni Adet Getirin!” adlı projeyi 2005 yılında inovasyon konusunda kültürel bir değişim başlatmak için tasarladık ve uygulamaya koyduk. Başlangıç noktamız ise şuydu: Rekabetçi, sürdürülebilir ekonomik büyüme ivmesi yakalamış, sosyal refah düzeyi ve yaşam kalitesi yüksek bir ülke olamamamızın nedeni de inovasyonla beslenen bir toplum ve ekonomi haline gelememiş olmamızdan kaynaklanıyor. Bunun altında yatan sorunların başında ise kültürümüzün inovasyonu desteklememesi geliyor. “Eski köye yeni adet getirme!”, “Başımıza icat çıkarma!” gibi deyimlerimiz de bunu kanıtlar nitelikte. Dolayısıyla, inovasyon konusunda toplumun tüm kesimlerinde farkındalık yaratmak ve inovasyonu destekleyen bir kültür geliştirmek büyük önem taşıyor. Bu da öncelikle eğitimcilerde, çocuklarda, gençlerde ve ardından toplumun tüm kesimlerinde kültürel bir değişim başlatmayı gerektiriyor. Projemiz, Dünya Bankası’nın “Yaratıcı Kalkınma Fikirleri” yarışmasında ödüle layık bulundu ve bir yıl süreyle desteklendi. Amacımız, inovasyon ve inovasyona dayalı girişimcilik kültürünün küçük yaşlardan itibaren bireylere aşılanması için bir program tasarlamak ve bunun pilot uygulamasını yapmaktı. Ana hedefimiz ise inovasyonu Milli Eğitim müfredatına dahil etmekti. Bunu, Talim ve Terbiye Kurulu ile yaptığımız işbirliği sonucu “Teknoloji ve Tasarım” dersiyle başardık. Artık inovasyon tüm yurt genelinde 6-7 ve 8. sınıflarda okutulan bir konu.

Şirin Elçi kimdir?

Lisans derecesini 1993 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünden, yüksek lisans derecesini ise 1999 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin Bilim ve Teknoloji Politika Çalışmaları Programı'ndan, “Türk Sanayi Kuruluşlarında İnovasyon Yönetimi” konusundaki teziyle alan Elçi, araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyon konularında ulusal ve uluslararası pek çok projede görev almış. Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen “Aday Ülkelerin İnovasyon Politikaları” çalışmasında Türkiye adına görev alan ve “Türkiye'nin İnovasyon Politika Profili”ni ve “İnovasyon Göstergeleri”ni hazırlayan Elçi, halen Dünya Bankası ve AB başta olmak üzere çeşitli kurumların, ulusal ve uluslararası projelerinde danışman olarak çalışıyor. Şirin Elçi’nin başlıca çalışma alanları teknoloji ve inovasyona dayalı girişimcilik, teknoloji ve inovasyon yönetimi, araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyon finansmanı, bilim, teknoloji ve inovasyon politikaları ve bilgi yönetimi. Şirin Elçi aynı zamanda Teknoloji Yönetim Derneği Yönetim Kurulu, International Association for Management of Technology, International Society for Professional Innovation Management, Teknorama ve Target üyesidir ve Avrupa Birliği'nin European Trend Chart on Innovation girişiminde ülkemizi temsil etmektedir.

Kitap için ne demişler?

“Sattığımız ürünün değeri, aldığımızdan düşük.” Ekonominin karmaşık süreçlerini beş sözcüğe indirgemek, bilimsel bir tutum olmayabilir. Ama, bu beş sözcük, Türkiye'nin vardığı noktayı özetliyor. Global pazarda zaten varolan ürünleri üretip satarak katma değer üretemeyiz. Türkiye, küresel pazarın gereklerinin yerine getirilmesinin önemini yavaş yavaş anlıyor. Şirin Elçi'yi, Türkçe sözcük karşılığı bile olmayan “inovasyon” gibi karmaşık konuyu herkesin anlayacağı bir dille yazdığı için kutluyorum ve kitabı, öncelikle siyasi karar vericilerin okumasını öneriyorum.
(Faruk Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding Başkan Yardımcısı)


Ülkelerin rekabet gücünün, dolayısıyla gönencinin artırılmasında, inovasyon etkinliklerinin yaşamsal rol oynadığı bilinen bir gerçek. Sayın Şirin Elçi, kitabında bu karmaşık sayılabilecek konuyu, herkesin anlayacağı bir dille ve bol örnekle anlatmış. Konuyla ilgili referans kaynağı olarak, mükemmel denebilecek bir eser.
(Doç. Dr. Serhat Çakır, TÜBİTAK Bilim ve Teknoloji Politikaları Başkanı)


İnovasyon konusunda Türkiye'de ilk çalışanlardan olan Şirin Elçi, değerli bilgi birikimi ve deneyimlerini bu kitaba yansıtmış. Eğitici ve yol gösterici; aynı zamanda da akıcı dili ve örnekleriyle de okuyucuyu heyecanlandıran bir kitap... Ülkemiz için çok önemli bir katkı...
(Dr. Lale Tomruk Gümüşlüoğlu, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi)


Avrupa Birliği'nin Lizbon/Barcelona hedefine ulaşmada Ar-Ge'nin yeterli olmayacağı; inovasyon olgusunun mutlaka ve öncelikle ele alınması gerektiği konusunda şimdi tüm yetkililer fikir birliği içinde. Bu aşamada Türkiye'nin önünde yepyeni bir fırsat kapısı açılmış bulunuyor. Bu kapının ve onun arkasındaki yolun ise sağlıklı bir tarifi gerek. Bu aşamada Sayın Elçi'nin kitabı son derece sınırlı Türkçe kaynaklar içinde mükemmel bir çalışma ve referans niteliğinde; ayrıca zamanlaması açısında da çok başarılı. Konu ile ilgili tüm kişilerin okumasını temenni ederim.
[Uğur Yüce, TAFTIE (Avrupa Teknoloji Geliştirme Birliği), 2007 Yönetim Kurulu Başkanı]

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09