BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
BAŞYAZI

İKİ GÜNÜ AYNI OLAN ZİYANDADIR

Bir önceki sayımızı ihracatta yükselen sektörlere ayırmıştık. Ve yaşadığımız çağın sadece yeniliğe prim verdiğini, ayakta kalmak isteyenlerin yenilik peşinde koşmaları gerektiğinin altını çizmiştik. Peki yenilikten, yenilikçilikten, yeni fikirden, yenilikçi büyümeden ne anlamalıyız? Her insanın potansiyel birer yaratıcı olduğunu düşünürsek, akla gelen her fikri yenilikçilik adına atılmış bir adım olarak görmek mümkün müdür? Değil tabii ki... Rekabette yenilikçi bir marka olabilmek, farklı bir ürün ile rakiplerinizden bir adım öne çıkmak için; müşterinizin ne istediğini bilmekten öte duygularına da hitap etmek, farklı insanları, farklı düşünceleri kabullenebilmek, geleceği iyi okuyabilmek, tembel iş süreçlerini değiştirmek, geleneklere tabulara direnebilmek zorundasınız. Tüm bunları yapabildiğimizde, söz konusu fikri bir ürüne veya hizmete dönüştürmek, doğru pazarlama, reklam ve dağıtım kanallarını da eklemek geliyor. Sonra, yarattığınız değerin size artı olarak yansıması, kâr getirmesi, büyüme sağlaması gerekiyor. Bu bir kültür meselesi, bir zihniyet devrimi aslında...
Örneğin, siz bilgisayar oyunu oynamayabilirsiniz ama bugün dünyada büyük bir sektör haline gelen bu kitleyi yok da sayamazsınız. Zihniyet devrimi derken bunu kastediyorum işte. Dünyaya bakış açınızı değiştirmek, belki üçüncü gözü oluşturmak ve kendinize, şirketinize, ürünlerinize, çalışanlarınıza ve iş süreçlerinize üçüncü gözünüzle bakmak. Siz sevseniz de sevmeseniz de, ilgi duysanız da duymasanız da trendleri biliyor, anlıyor olmak durumundasınız, durumundayız.
Mesela, bilişim sektörü, eminim gelecekte bugünkünden çok farklı olacak. Artık, online müşterilerimizle nasıl diyalog kuracağımızı bugünden düşünmelisiniz. Zaman, en pahalı maliyet faktörü ve bunu aşmanın tek yolu teknolojinin sunduğu avantajları kullanmak. O halde, biz de dünyanın gittiği yöne bugünden odaklanmalıyız. Dünyada, yüz binlerce spesifik konuda yüz binlerce insan sanal ortamda buluşuyor. Örneğin, buzdolaplarının içini fotoğraflayıp yayınlayan insanlar bir İnternet sitesinde buluşuyor. Bize komik geliyor belki ilk anda. Ama düşünsenize, bir kahvaltı ürünü üreticisi iseniz, insanların buzdolaplarının içini görmek sizin için paha biçilmez bir bilgi haline geliveriyor. Londra’da insanlar artık araba sahibi olmak yerine, araba kulüplerine üye oluyor ve arabayı ne kadar kullandıysa, evine kredi kartı ekstresi gibi ödemesi geliyor.
Evli ama çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin, boşanmış insanların ve hiç evlenmemiş insanların sayısı hem ülkemizde hem de dünyada çığ gibi büyüyor. Bu kitleyi görmezden gelebilir misiniz? Dünyaca ünlü bir pırlanta markası, ABD’de sağ el yüzüğü çıkarmış piyasaya. Siz takmasanız da bu kitlenin büyük bölümü bununla ilgilenecektir.
İnovatif olan bu örnekleri uzatmak mümkün. Dünyadaki değişimleri gördükçe, yaşadıkça veya okuyup öğrendikçe artık şaşırmıyoruz. Hepimiz belki de “bunun ardından acaba ne gelecek” sorusunu soruyoruz. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, yenilik çağındayız. Her değişim aslında bir sonrakinin sadece habercisi. Aslında, hem üreticilerin hem de tüketicilerin yeniliğe, değişime bu denli büyük bir merak ve ilgi duymasının altında belki de kulaklarımıza yüzyıllar öncesinden fısıldanmış olan “İki günü aynı olan ziyandadır” cümlesi yatmaktadır.

(*) Hz. Muhammed

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09