BTSO İletişim Mail      
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak
 
SÖYLEŞİ: ÇETİN NUHOĞLU

''LOJİSTİK SEKTÖRÜNE ÖZEL FİNANSMAN SAĞLANMALI''

‘Bursa Ekonomi’ye, Türk lojistik sektörüyle ilgili detaylı bilgiler veren TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi Başkanı Çetin Nuhoğlu, küresel kriz sonrasında tüm sektörler gibi ciddi mali sıkıntıya giren lojistik sektörünün özellikle “hizmetlerini yerine getirebilmek için peşin harcamada bulunmak zorunda kalması” ve “ödemesi 3-4 ay, hatta kimi zaman daha uzun süre geciktirilen alacaklar” nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığına işaret etti.

Avrupa pazarındaki talebin yeterince canlanmaması, taşıma kotaları, vizeler ve yeni ücretler nedeniyle sektörün sıkıntı yaşadığını kaydeden Nuhoğlu, “Bu ortamda sektörün, yeni ve daha fazla finansman kaynağı sağlanmasına gereksinimi bulunuyor” dedi.

 

Öncelikle Türk lojistik sektörünün genel durumu ile ilgili hangi bilgileri verebilirsiniz?

 

Türkiye’de son dönemde, lojistik sektöründeki gelişimin bir devlet politikası haline gelmesi için önemli aşamalar kaydedildi. Birbiri ardına yayınlanan politika belgelerinde (TİM 2023 İhracat Stratejisi, 2010-2014 Türkiye Sanayi Stratejisi, 2023 Ulaştırma ve Haberleşme Stratejisi, Türkiye Lojistik Master Planı Stratejisi…) ulaştırma ve lojistik sektörünün ekonomik güç üzerindeki etkilerinin öne çıktığını görüyoruz.

 

Sektörün 2023 yılı hedefleri ve vizyonu nedir?

 

2023 ihracat hedefimiz olan 500 milyar doların gerçekleşmesi, güçlü bir lojistik sektörünün varlığına bağlı. Dünya ticaretinden alacağımız payın artması, lojistik sektörünün iki temel fonksiyonuna bağlı olarak gerçekleşebilecek. İlk olarak, ihracatımızda Avrupa Birliği dışındaki yeni pazarlara açılma zorunluluğu günden güne belirginleşiyor. Çünkü AB üyesi ülkelerin küresel mali krizi henüz aşamadıkları ve krizin Avrupa’daki bazı ülkelerde daha da derinleşmesi olasılık dahilinde. Yeni hedef pazarlara ihracat; ürünlerimizin etkin, hızlı ve düşük maliyetli ulaştırılması şartı ile mümkün olabilecek. Bu da güçlü bir kara, deniz ve intermodal taşımacılık filosu ve rekabetçi lojistik firmaları üzerinden gerçekleştirilecek.

Dünya ticaretinden daha fazla pay almanın ikinci ayağı ise, ülkemizin bizi çevreleyen bölgeye yönelik/bölge üzerinden geçen ticarete kesintisiz, hızlı ve uygun maliyetli lojistik altyapılar ve lojistik hizmetler sunabilmemiz sayesinde hayata geçebilecek bir hedef. Ancak bu şartla uluslararası ticareti gerçekleştirenler mal ve hizmet ticaretleri için ülkemizin lojistik kapasitesini kullanmayı tercih edecek. Son yıllarda lojistik sektörümüzün gelişimiyle beraber ülkemiz üzerinden gerçekleştirilen transit taşımalarda artış olduğu görülüyor. Her yıl yaklaşık 80 bin yabancı araç ülkemiz üzerinden transit taşıma gerçekleştiriyor. Bölgede oluşan Trans-Asya demiryolu koridoru, Kuzey Avrupa’yı Çin’den Akdeniz’e ve Ortadoğu’ya bağlamaya çalışan Trans-Avrupa koridorları gibi rakip uluslar arası koridorlar yerine ülkemizin rahat ve güvenilir bir güzergah olarak tercih edilirliğini gerekli basitleştirmelerle desteklemeliyiz. Türkiye’den hedef pazarlara, hedef pazarlardan Türkiye’ye yeni ulaşım alternatifleri oluşturmamız küresel ekonomide rekabet gücümüzü artıracak.

 

Türk lojistik sektörünün dünyadaki konumu nedir ve Türkiye, coğrafi konumu itibariyle lojistikte önümüzdeki dönemde hangi avantajlara sahip?

 

Ülkemiz, yakın gelecekte 30 trilyon dolara yaklaşan dünya ticaretinin yüzde 50’sinin gerçekleşmesi beklenen bir coğrafyanın, Doğu-Batı, Kuzey-Güney ekonomik ve ticari etkileşimlerinin kavşağındaki konumuyla “Modern İpek Yolu”nun en ümit vaat eden ülkeleri arasında görülüyor. Ancak dünya ekonomisi ve ticaretinde giderek daha fazla söz sahibi olduğu günümüzde, sadece “coğrafi konum avantajı” ile lojistik açıdan fark yaratmak mümkün değil. Günümüzde, uluslararası ticaretin yönünü belirleyen en önemli faktörlerin başında “lojistik hizmetlerin hızı, etkinliği ve güvenilirliği” gibi faktörler geliyor.  

Dünya Bankası tarafından 2007 yılından bu yana yayınlanan Küresel Lojistik Performans Endeksleri, 155 ülkeyi şu 6 temel kriter temelinde değerlendiriyor.

Gümrükler dahil sınır denetim kuruluşlarının gerçekleştirdiği gümrükleme işlemlerinin verimliliği (formalitelerin hızı, basitliği ve öngörülebilirliği)

Ticaret ve taşımacılık ile bağlantılı altyapının kalitesi (limanlar, demiryolları, karayolları, bilgi teknolojileri)

Rekabetçi fiyatlarla sevkiyat düzenlenmesindeki kolaylık,

Lojistik hizmetlerde yetkinlik ve kalite,

Sevkiyatların izlenebilirliği,

Sevkiyatların planlanan zamanda ya da beklenen teslim saatinde varış yerine ulaşmasındaki zamanlama

Mayıs ayında 2012 versiyonu yayınlanan Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nde Türkiye, 2010 endeksine göre çok büyük bir sıçrama yaparak 39. sıradan 27. sıraya yükseldi. Ülkemizin genel başarı puanı son 3 yılda 3.15’ten 3.51’e çıktı. Bu ilerlemede, son yıllarda ülkemizde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız liderliğinde yürütülen ulaşım ve lojistik altyapısı yatırımlarının büyük katkısı söz konusu. Nitekim; sıralamadaki yerimiz “altyapı” alt başlığında 25’e kadar çıktı. Hindistan ve Çin’in yakın gelecekte tamamen dünyanın üretim merkezine dönüşeceğini öngörüyoruz. Pasifik koridorunda üretilen endüstriyel ürünler; Asya, Avrupa ve Amerika ekonomik pazarlarına taşınacak. Bu durum, doğal olarak Türkiye’yi bir kavşak ülkesi yapacak.

 

‘Lojistik Köy’ projelerini tek bir merkezden denetleyerek yönlendirebilecek bir yapı olmasını diliyoruz…

Lojistik sektörünün çözüm bekleyen sorunları nelerdir?

 

Meclisimiz, sektörün sorunlarının çözümüne yönelik kısa-orta ve uzun vadeli hedefler ortaya koyarak, bu doğrultuda yazışmalar ve kamu kurumları ile üst düzey çalışmalar yapıyor. Türkiye Ulaştırma ve Lojistik Meclisi içindeki yapılanmaya bakıldığında özel sektör temsilcilerinin yanı sıra; sektörün önde gelen derneklerini (DTD, TND, UND, UTİKAD) aynı çatı altında toplayarak sektörel alt kırılımları bir araya getiriyor aynı çatı altında topluyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve TCDD’nin aktif katılımıyla kamu kesimi ile olan çalışmalar düzenli olarak yürütülüyor. Bu çerçevede sektörün yapısal sorunlarını ve çözüm önerilerini içeren Türkiye Ulaştırma ve Lojistik Meclisi Sektör Raporumuzu bu senenin Haziran ayında yayınladık. Gerek kamu gerekse özel sektör tarafından oldukça ilgi çeken bir rapor oldu.

Bu seneki planlarımız arasında, geçen sene Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın katılımıyla ilkini gerçekleştirdiğimiz toplantının daha genişletilmiş olarak bu senenin sonunda yapmak var. Geçen sene yapmış olduğumuz bu toplantıdan oldukça verim aldık. Taleplerimizin büyük kısmının çözümlenmesi, bir kısmının ise daha iyi aktarılabilmesi açısından önemli bir toplantı oldu. 

Türkiye’nin Lojistik Performans Endeksi’nin 39. (2010) sıradan 27. sıraya (2012) yükselmesi bizim üzerinde durduğumuz bir diğer konu. Sektörün ve sektörün yanında önemli bir destek olan Bakanlığımızın daha iyiye gitme yönünde aşırı bir gayret içinde olduğunu biliyoruz, ancak daha iyi olmalıyız. Bu nedenle Meclisimiz bu konuda bir çalışma yaparak Bakanlığımıza sunacak.

Lojistik köyler ülkemizde son dönemde sıkça konuşulan, gündeme getirilen bir konu. Meclis olarak bu konuya ilişkin üst düzey birtakım görüşmeler yapmayı planlıyoruz. Meclisimiz son 1 yıldır Türkiye’de lojistik köy projelerinin koordine edileceği bir merkezi yapının ve ilgili mevzuatın oluşturulması ile ilgili özel bir çalışma grubuyla faaliyetlerini yürütüyor. Bu bağlamda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın bünyesinde oluşturulmakta olan “Lojistik Üst Kurul” çalışmalarını da memnuniyetle karşıladığımızı belirterek, bu üst kurulun Türkiye genelinde dağınık ve eşgüdümsüz şekilde yürütülmekte olduğunu izlediğimiz “Lojistik Köy” projelerini tek bir merkezden denetleyerek yönlendirebilecek bir yapı olmasını diliyoruz.

TOBB Ulaştırma ve Lojistik Meclisi olarak, Almanya, İspanya gibi başarılı örnekler dikkate alınarak, ülkemizde hayata geçirilmesi arzu edilen lojistik köy yapılanmalarının hem ülke içi ulaşım altyapılarının intermodal işleyen bir sisteme dönüştürülmesini; hem de dış pazarlarda ürünlerimizin rekabet gücünü artırmasını bekliyoruz.

 

Gümrüklerimiz de tüm modlarda 7/24, kesintisiz hizmet verebilir konuma gelmeli…

Hukuki anlamda sektörün beklediği birtakım yeni düzenlemeler var mı?

 

Ülkemizde de özellikle son 10 yılda hızla artan bir şekilde demiryollarına önemli miktarda kaynak aktarımı sağlandı ve birçok proje hayata geçirildi. 2003-2011 döneminde 12.8 milyar lira yatırım yapılan, 2023 Ulaşım ve Haberleşme Stratejimiz kapsamında yük taşımalarında payının yüzde 15’e, yolcu taşımalarında ise yüzde 10’a çıkarılması hedeflenen demiryolu taşımacılığı sektörümüzde serbestleşme süreci de hızla ilerliyor. Meclisimizin uzun zamandır takip ettiği ve desteklediği “TCDD Kanun Tasarısı” ve “Genel Demiryolu Çerçeve Kanunu”nun bu yılın sonuna kadar yayınlanmasını bekliyoruz. Bu kanunlar sayesinde sektördeki kamu tekeli ortadan kalkarak özel sektör rekabetinin önü açılacak.

TOBB Ulaştırma ve Lojistik Meclisi olarak yakından takip ettiğimiz bir diğer sektörel konu ise, “vagonların ve eşyaların sınır istasyonlarında uzun süre beklemelerine neden olan, karayolu ve demiryolu taşımacılığını olumsuz yönde etkileyen mevcut uygulamalar.” Sadece ihracat ve ithalat taşımalarının değil, ülkemizden transit olarak taşınacak dış ticaret için de etkin ve hızlı bir koridor sunma hedefimiz doğrultusunda gümrüklerimizin de tüm modlarda 7/24, kesintisiz hizmet verebilir konuma gelmesi gerekiyor. Sektör içinde bir diğer konu olan, kargo, kurye dağıtım sektörü için büyük öneme sahip “Posta Kanunu” da yakın takip ettiğimiz bir başka önemli mevzuat.

 

Lojistik Master Planı

acilen hayata geçirilmeli…

AB’deki yapılanmaya baktığımızda, Türk lojistik sektörünün eksileri ve artıları nelerdir?

 

Avrupa Birliği hemen her yıl, en rekabetçi sektörleri arasında kabul ettiği “ulaştırma ve lojistik sektörü” ile ilgili bir resmi strateji belgesi ve plan yayınlıyor. 10 yılda bir yayınladığı beyaz kitaplardan sonuncusunu (2050 yılına kadar uzanan ulaştırma politikasını kapsayan) 2011’de yayınlayan AB, lojistik master plan belgesini 2008’de yayınladı. Ülkemizde ise 2004-2005 yılında yapılan “Ulaşım Ana Planı Strateji Belgesi” çalışmasından sonra 10. Ulaştırma Şurası gerçekleşmiş; bunun sonuçları doğrultusunda 2023 Ulaşım ve Haberleşme Stratejisi yayınlanmış olsa da, henüz lojistik sektörünü tüm yönleriyle masaya yatırarak üretim ve ticaretin tüm potansiyeli doğrultusunda inceleyen kapsamlı bir Lojistik Master Planı çalışması başlatılamadı. Bu çalışmanın acilen hayata geçirilmesi, lojistik köy/merkez projelerinin de bu çalışmanın somut sonuçları doğrultusunda uygulamaya alınması önem taşıyor.

 

Lojistik firmaları faaliyetlerini

sürdürmekte zorlanıyor…

Sektörde sürekli yükselen maliyetler, çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

 

2008 yılının son çeyreğinde belirginleşen ve hızla tüm dünyaya yayılan küresel mali kriz sonrasında tüm sektörler gibi ciddi mali sıkıntıya giren lojistik sektörü de özellikle “hizmetlerini yerine getirebilmek için peşin harcamada bulunmak zorunda kalması ve ödemesi 3-4 ay, hatta kimi zaman daha uzun süre geciktirilen alacaklar” nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor. Özellikle sektörün yüzde 90’ından fazlasını oluşturan KOBİ niteliğindeki yerli lojistik firmaları, bankaların kredi vermeyi zorlaştırdığı bu süreçte, hizmetlerini peşin finanse etmek zorunda olan diğer sektörler gibi ciddi finansman açıklarıyla karşı karşıya kalarak, yabancı ortak ya da yurtdışından fon kaynağı arayışına dahi girmek zorunda kaldı. Küresel krizin mali açıdan yarattığı sıkıntılar, 2010 yılından itibaren yavaş yavaş azalır gibi olsa da, dolar-Euro değer artışları ya da başlıca pazarlardan olan Avrupa pazarındaki talebin yeterince canlanmaması, ayrıca taşıma kotaları, vizeler ve yeni ücretler sonucunda; uluslararası taşımacıları önemli sorunlar yaşadı. Bu ortamda sektörün yeni ve daha fazla finansman kaynağı sağlanmasına gereksinimi bulunuyor.

Yeni Teşvik Sistemi, denizyolu ve demiryolu taşımacılığı ağırlıklı bazı destekler sağlıyor, ancak lojistik sektörünün en faal olduğu bölgeler için yeterli kazanımlar sağladığını söylemek güç. Ayrıca yabancı ülkelerde görülen “ulaştırma/lojistik sektörüne özel” finansman programları ve kaynak tahsisinin de sektör firmalarına sunulmasına ihtiyaç var.

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA

Telefon : +90 (224) 275 16 00 Faks : +90 (224) 275 16 09